Sitemizi ve deneyiminizi geliştirmek için çerez bilgilerini kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez bilgisi politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.
Blog
Blog
ANASAYFA BLOG Etkin İletişim için 5 İpucu!
Etkin İletişim için 5 İpucu!

Etkin İletişim için 5 İpucu!

Yaptığımız iş ve uğraşlardan bağımsız olarak, toplumsal varlıklar olarak hayatımızdaki en temel eylemlerden biri, etrafımızla kurduğumuz iletişimdir. İletişimi, kısaca bir bilginin, haberin veya duygunun bireyler arasında aktarımı olarak ele alırsak, iletişim kurma becerimizin yalnızca kendi yaşam kalitemizi değil; çevremizdeki insanların yaşam kalitesini, karar verme süreçlerini ve iş verimliliğini de doğrudan etkilediği açıktır.

İletişim söz konusu olduğunda, birçok insanın farkında olmadığı en önemli gerçeklerden biri, iletişim becerilerinin doğuştan gelen bir yetenek olmadığıdır. Hiçbirimiz, hatta TED konuşmaları milyonlarca kez izlenen kişiler bile, annesinin karnından mükemmel bir hitabet yeteneğiyle doğmuyor. İletişim, öğrenilen, uygulanan ve geliştirilen bir beceridir. Sanılanın aksine, bu yetenekler değiştirilebilir ve herkes tarafından geliştirilebilir.

Eğer bu gerçeğin farkına varır ve iletişim becerilerinizi geliştirmeye odaklanırsanız, küçük ama etkili adımlar sayesinde yaşamınızda önemli ve olumlu dönüşümler yaratabilirsiniz. Örneğin, karşınızdaki kişinin söylediklerine daha fazla odaklanmak, geri bildirimleri doğru ve yapıcı şekilde sunmak veya empatik bir dil kullanmak, iletişiminizi kısa sürede daha etkili hâle getirebilir. Önemli olan, bu farkındalığı günlük yaşantınıza tutarlı bir şekilde entegre etmek ve ısrarcı bir başlangıç yapmaktır. Küçük adımların zamanla büyük etkilere dönüşeceğine emin olabilirsiniz.

1- Yüz yüze iletişim için mutlaka fırsat yaratın.

Pandemi koşullarında birçok iş ve yaşam aktivitesi sanal ortama taşınmış olsa da, yüz yüze iletişim hâlâ son derece değerli bir aktarım biçimidir. Çünkü e-posta, mesaj veya yazılı platformlar, ses tonu, mimik ve beden dili gibi önemli iletişim unsurlarını taşıyamadıkları için genellikle yanlış anlaşılmalara daha açıktır. Bu nedenle, pandemi döneminde dahi mümkün olduğunca etrafımızdaki insanlarla yüz yüze iletişim kurmaya özen göstermeliyiz.

Bunun yanı sıra, farklı toplantı ve iletişim uygulamaları sayesinde sağlanan kameralı görüşmeler, yüz yüze iletişime en yakın deneyimi sunar ve bu tür etkileşimlere ağırlık vermek önemlidir. Böyle bir yaklaşım, karşımızdaki kişiyle aramızda gerçekleşen bilgi ve duygu akışını daha net bir şekilde görmemize olanak tanır. Ayrıca, iletişim sürecinde hem alıcı hem de verici konumundaki bireylerin birbirine olan etkisini daha doğru bir şekilde gözlemlememizi sağlar. Sonuç olarak, yüz yüze veya kameralı görüşmeler, iletişimin etkinliğini artırırken ilişkilerin güçlenmesine ve yanlış anlamaların önlenmesine de katkı sağlar.
 

2- Net ifadeler kullanmaya özen gösterin.

Kararsız ve belirsiz söylemler, karşımızdaki kişiler üzerinde de aynı etkiyi yaratır; bu nedenle iletişimde hem cümlelerin yapısal netliği hem de içerik, aktarmak istediğimiz mesajı güçlü ve doğru bir şekilde taşımak açısından kritik öneme sahiptir. Özellikle önemli görüşmeler veya sunumlar öncesinde bir ön hazırlık yapmak, hem kendinizi hem de iletmek istediğiniz mesajı netleştirmeniz açısından son derece değerlidir.

Görüşmeniz için ayırdığınız zamanı göz önünde bulundurarak, söylemek istediklerinizin bir taslağını oluşturmak iyi bir başlangıç olabilir. Bu taslak, iletmek istediğiniz mesajları öncelik sırasına göre düzenlemenize ve hangi noktaları vurgulayacağınızı belirlemenize yardımcı olur. Daha sonra taslağı gözden geçirip, derinlemesine düşünerek ifade etmek istediklerinizi yeterince aktarıp aktaramadığınızı değerlendirmeniz, iletişim yeteneğinizi geliştirmek için önemli bir adımdır.

Özellikle profesyonel hayatınızda, bu süreçte ufak notlar almak ve görüşmeye bu notlarla katılmak alışkanlık haline getirildiğinde, hem akıcılığı korumanızı hem de kritik noktaları atlamamanızı sağlar. Bu yöntem, mesajınızın net ve etkili bir şekilde iletilmesini güvence altına alırken, aynı zamanda karşınızdaki kişilerde güven ve ciddiyet algısını güçlendirir.

3- Duymayın, dinleyin!

Gerçekten odaklanarak dinlemenin, çoğu kişinin düşündüğü kadar kolay bir iş olmadığının farkındayım. Ancak bilmenizi isterim ki, bu beceri zamanla ve bilinçli pratikle geliştirilebilir. Günlük hayatımızda her zamankinden çok daha fazla bilgi akışı gerçekleşiyor ve tüm bunlara yetişebilmek için sürekli bir çaba harcıyoruz. Çevremizdeki birçok konu hakkında bilgi edinme kaynaklarına sahip olsak da, çoğu zaman bu edinimler yüzeysel kalıyor. Ne yazık ki, iletişimlerimizi yalnızca bu yüzeysellik üzerinden yürütürsek, önemli detaylar ve ince nüanslar zamanla gözden kaçabiliyor.

Bu nedenle, bir aktarım gerçekleşirken onu tam manasıyla özümsemek ve buna göre kendi yanıtımızı oluşturmak için kafamızdaki diğer tüm meşguliyetleri bir kenara bırakıp karşımızdakine odaklanmamız gerekir. Bu süreçte özellikle başlangıçta, karşımızdaki kişinin söylediklerini doğru anlamak, ifadenin hangi duyguları içerdiğini çözümlemek ve empatik bir şekilde nasıl yanıt verebileceğimizi düşünmek için biraz zamana ihtiyaç duyabilirsiniz.

Karşınızdaki kişi konuşurken, hemen vereceğiniz cevabı planlamak yerine gerçekten aktif olarak dinlemek önemlidir. Bu, bazen doğrudan iletişim sırasında kısa sessizliklere yol açabilir. Ancak sessizliklerden korkmayın ve hemen cevap verme hissine kapılmayın. Hızlı verilen bir yanıt, çoğu zaman üzerine düşünülmüş ve özenle oluşturulmuş bir cevabın değerini taşımaz. Düşünülmüş ve empatik bir yanıt, yalnızca konunun doğru anlaşılmasını sağlamakla kalmaz; aynı zamanda karşınızdakine verdiğiniz özeni ve saygıyı çok daha güçlü biçimde gösterir.

4- Takdir etmeyi unutmayın, eleştirinizin dozunu ve zamanını iyi ayarlayın. 

Sevgi ve güvenin hâkim olduğu bir ortam, sanırım bu dünyadaki her şey için temel bir gerekliliktir. İnsanlar kendilerini değerli ve güvenli hissettiklerinde daha motive olur, işbirliğine açık hale gelir ve yaratıcı çözümler geliştirebilirler. İyi yapılan bir işin hakkını teslim etmek ise, sadece takdir göstermekle kalmaz; aynı zamanda sevgiyi ve güveni aktarmanın güçlü ve somut bir yoludur. Bu nedenle, çevrenizde gözünüze çarpan başarıları ve olumlu katkıları asla gizlemeyin ve bunları dile getirmekten çekinmeyin.

Öte yandan, eleştirilerin nasıl ifade edildiği, iletişimin kalitesini belirleyen önemli bir faktördür. Gözünüze çarpan bir eksiklik veya hatayı paylaşırken, karşınızdaki bireyin o anki duygusal durumunu göz önünde bulundurun ve mesajınızı en uygun zamanda, özenle seçilmiş kelimelerle iletmeye özen gösterin. İnsanlar hata yaptıklarında çoğunlukla kendilerini değersiz veya yetersiz hissederler. Eğer çevrenizde bu hissiyat içinde olan birini görüyorsanız, ona öncelikle hatasının onun benliğinden bağımsız bir durum olduğunu ve kişinin değerinin yaptığı hatalarla ölçülemeyeceğini hatırlatmayı ihmal etmeyin.

Eleştirilerinizi şekillendirirken, her insanın hata yapabileceği gerçeğini sürekli göz önünde bulundurun. Bu yaklaşım, hem karşınızdaki kişinin motivasyonunu korur hem de ilişkinizin sağlamlığını ve güven duygusunu destekler. Yapıcı ve empatik bir dil kullanmak, eleştirinin verimli olmasını sağlar ve çevrenizde pozitif bir öğrenme ve gelişim kültürünün oluşmasına katkıda bulunur.


5. Kendinizin ve iletişimde olduğunuz kişilerin duygu ve düşüncelerini fark edin. Ulaşmak istediğiniz sonucu net olarak belirleyin.

İletişim sırasında, hem kendi duygularınızı hem de iletişimde olduğunuz kişi veya kişilerin hangi duyguları deneyimlediğini fark etmek büyük önem taşır. Duygularımız, düşünce süreçlerimizi etkiler; düşüncelerimiz ise davranışlarımızı şekillendirir. Böylece duygu, düşünce ve davranışlarımız arasında sürekli bir etkileşim vardır. Davranışlarımız ise diğer insanlar tarafından doğrudan gözlemlenebilir ve en net görünen unsur olarak ortaya çıkar.

Bu nedenle, davranışın altında yatan hem kendi hem de iletişimde olduğumuz kişilerin duygu ve düşüncelerini fark etmek, iletişim etkinliğimizi önemli ölçüde artırır. Eğer iletişime geçmeden önce, o iletişimden hangi sonucu üretmek istediğinizi net bir şekilde belirlerseniz ve bu amacı iletişim süresi boyunca bilinçli olarak hatırlarsanız, sürecin içinde oluşan duygu ve düşünceleri hedeflediğiniz sonuca uygun şekilde yönlendirme şansınız artar. Bu farkındalık, hem iletişimin kalitesini yükseltir hem de karşılıklı anlayışı ve işbirliğini güçlendirir.

Erdem Ercan Erdem Ercan “Destek olmak; karşımızdaki kişiye aynı zamanda ilham vermek, örnek olmak, bakış açısı kazandırmak, bilgi paylaşmak ve yalnız olmadığını hissettirmektir.”
E-BÜLTEN Eğitimlerimden, yeni yazılarımdan, çalışmalarımdan haberdar olmak için E-Bültenime kayıt olun...